Melih Bayram De...'s profileMelih Bayram DedePhotosBlogLists Tools Help

Melih Bayram Dede

Location
http://www.melihbayramdede.com
There are no music lists on this space.

Melih Bayram Dede

Yeni Safak Gazetesi Internet Yayinlari Editoru - www.melihbayramdede.com
December 29

En süper bilgisayar benim bilgisayar

Hafta içinde HP, ‘Top500 süperbilgisayarlar sıralamasında liderliği IBM’den kaptık’ dedi, IBM, ‘Bir defa daha rekorlar kitabına adımızı yazdırdık’ diye bu açıklamaya cevap verdi. Peki aslında ne oldu?

ABD’li teknoloji şirketleri IBM ile HP arasında, süperbilgisayar ligi olan Top500′deki rekabet, adeta kayıkçı kavgasına dönüştü. Geçtiğimiz hafta, “HP, Top500 süperbilgisayarlar sıralamasında liderliği IBM’den kaptı!” açıklamasında bulunan HP’ye IBM, “IBM, bir defa daha rekorlar kitabına adını yazdırdı…” başlıklı basın açıklamasıyla cevap verdi.
Her iki taraf da “En büyük süperbilgisayar benim bilgisayar” diyor. Peki, bu olayı nasıl okumalı!

HAKİKAT BÖYLE GİZLENİYOR

Her iki tarafın açıklamalarının sorgulanmaksızın, anında ajanslara, oradan internet medyası ve konvansiyonel medyaya aynı şekilde aktarılması sonucu hakikati kimse öğrenemiyor. Haberleri, gazeteciler yerine, halkla ilişkiler şirketlerindeki metin yazarları yazar hale geldi. Metin yazarı arkadaşların gazetelerde bir imzaları eksik; imza eksiğini de meslektaşlarımız gideriyor, basın bültenine kendi imzasını atıp hemen yayınlıyor.

TAM İKİ YIL ÖNCEYDİ

Şimdi gelelim, ’süperbilgisayar’ kavgasına. Her şey, 16 Kasım 2006′da Hürriyet gazetesinde, Mustafa Kutlay imzasıyla yayınlanan “Türkiye, tarihinde ilk kez dünya süperbilgisayar listesine girdi” haberiyle başladı. Benzer bir metin gün içinde HP’nin halkla ilişkilerini yürüten Marjinal tarafından posta kutumuza düşünce anladık ki, Marjinal önce Hürriyet’te bombayı (!) patlatmayı planlamış, haberin yayınlanmasının ardından metni diğer medyaya geçmişti. Bu tavırlara alışıktık. Ama yine de araştırma ihtiyacı duyduk, gerçekten de Türkiye dünya süperbilgisayar ligine ilk kez mi girmişti?

SÜPER YALAN

www.top500.org sitesinde kısa bir aramanın ardından bunun koca bir yalan olduğu ortaya çıktı. Aslında Türkiye, bu lige ilk kez 1994 yılında Ortadoğu Teknik Üniversitesi’ndeki süperbilgisayar merkeziyle girmişti. Sonuçta İTÜ’ye süperbilgisayar kurma işini üstlenen HP, Marjinal Halkla İlişkiler şirketi aracılığıyla Hürriyet gazetesini de yanıltmış, büyük bir skandala imza atmıştı. Sonuçta gerçekleri ortaya çıkaran bendenize, Marjinal Halkla İlişkiler ambargo uygulamaya başlamış, o günden sonra hiçbir etkinlik ve duyuru göndermeme yolunu seçmişti.

IBM’DEN LİDERLİĞİ KAPMIŞMIŞ

Şimdi aradan tam 2 yıl geçmesine rağmen hem sözde ambargo hem de aynı yanlışlar zinciri devam ediyor. “HP, Top500 süperbilgisayarlar sıralamasında liderliği IBM’den kaptı!” başlıklı bültende, zorlama ifadelerle, HP’nin süper bilgisayar liginde IBM’i aştığı görülmemiş bir şekilde hem de rakip şirket adı anılarak iddia ediliyor. Yine bültendeki bilginin doğruluğunu sorgulamak için Top500 sitesine müracat ediyoruz. Bizi hemen sitenin ana sayfasında güncel Top10 süperbilgisayar listesi karşılıyor. Ve görüyoruz ki, ‘liderliği IBM’den kaptığı’ iddia edilen HP, ilk 10′da bile değil. Sonuç; biri bizi kandırıyor! Bilin bakalım kim?

TOP10′DA HP’NİN ADI BİLE GEÇMİYOR

Süperbilgisayar liginin ilk sırasında Los Alamos Ulusal Laboratuvarı’ndaki IBM üretimi Roadrunner, ikinci sırada Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı’ndaki Cray üretimi Jaguar, üçüncü sırada NASA/Ames Araştırma Merkezi /NAS’teki SGI üretimi Pleiades, dördüncü sırada Los Alamos Ulusal Laboratuvarı’ndaki IBM üretimi BlueGene/L, beşinci sırada Argonne Ulusal Laboratuvarı’ndaki IBM üretimi BlueGene, altıncı sırada Teksas Üniversitesi Bilgisayar Merkezi’ndeki Sun Microsystems üretimi Ranger, yedinci sırada Ulusal Enerji Bilimsel Araştırma Bilgisayar Merkezi Cray üretimi Franklin, sekizinci sırada Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı’ndaki Cray üretimi Jaguar, dokuzuncu sırada NNSA/Sandia Ulusal Laboratuvarı’ndaki Cray üretimi Red Storm ve onuncu sırada ise Shanghai Süperbilgisayar Merkezi’ndeki Dawning üretimi Dawning 5000A adlı bilgisayar var. Özetle HP’nin bırakın lider olmasını bu ligin Top10′unda adı bile geçmiyor.

http://www.melihbayramdede.com/2008/12/29/en-super-bilgisayar-benim-bilgisayar/

August 18

Silikon Vadisi'nin yeni kralı Apple

iPod ve iPhone çılgınlığı, Apple'ı zirveye taşıdı. Düne kadar Silikon Vadisi'nin en değerli şirketi olan Google yerini Apple'a bıraktı. Pazar değeri 158.8 milyar dolara ulaşan Apple, Pazar değeri 157.2 milyar dolarda kalan Google'ın tahtına oturdu.
 
Piyasa değeri olarak Silikon Vadisi'ndeki en değerli şirket olan Google, iPhone satışlarındaki büyük artış sonrası piyasa değeri 158.8 milyar dolara ulaşan Apple'ın gerisine düştü. Son rakamlara göre, Google'ın piyasa değeri ise 157.2 milyar dolar seviyesinde.
 
Bilgisayar satışlarından istediği geliri elde edemeyen Apple, kurucusu Steve Jobs'un müthiş bir hamlesiyle, önce iPod müzikçalarları piyasaya sürdü, silkindi ve kendine geldi. Arkasından gelen iPod Nano, iPod Touch gibi ürünlerle kullanıcı kitlesini kendisine bağladı.
 
Geçtiğimiz yıl piyasaya çıkardığı dokunmatik ekrana sahip telefonu iPhone'la teknolojide yeni bri trend yaratan Apple, geçtiğimiz ay piyasaya sürdüğü iPhone 3G ile bir haftada 1 milyon adet satış rakamını yakalayarak, Silikon Vadisi'nin yeni kralı olduğunu ilân etti.
 
O bir teknoloji önderi
 
1955'te doğan Steve Jobs, 1976 yılında Steve Wozniak'la birlikte kurduğu Apple'da, birçok yeniliğe imza attı. Bilgisayar endüstrisinin önderlerinden biri olan Jobs, Xerox'un Palo Alto Research Center'ında geliştirilmiş olan bilgisayar faresi ve 'Graphical Kullanıcı Arayüzü'nü Apple Macintosh'ta uygulayarak kişisel bilgisayarların yaygınlaşmasında büyük rol oynadı.
August 13

Pardus'u sev ama sahiplenme

Açık kaynak kodlu bir işletim sistemi Pardus'un kullanıcıları dernek kurdu, projeyi yürüten TÜBİTAK'ın hukuk müşavirliği bu işe taş koydu!
 
Arabesk şarkı sözlerinden biriydi sanıyorum; 'Suçum seni sevmekse, cezamı idam isterim' diyordu. Şimdiyse Pardus'la ilgili bir ihtilâf var önümüzde; ve sanıyorum bu ihtilâfı en iyi, 'Suçum Pardus'u sevmekse cezamı idam isterim!' cümlesi özetliyor! Pardus, bu köşeyi takip edenlerin aşina olacağı üzere, TÜBİTAK tarafından geliştirilen açık kaynak kodlu bir işletim sistemi.
 
DERNEK DE NEREDEN ÇIKTI?
 
Linux temel alınarak geliştirilen Pardus, kısa sürede geniş bir kullanıcı kitlesi oluşturdu. Ve bu kullanıcı kitlesi, Pardus'u o kadar sevdi ki, işi, Pardus Kullanıcıları Derneği kurmaya kadar götürdü. Ve film, tam da burada koptu; TÜBİTAK, Pardus adının tescilli bir marka olduğu ve bu markanın hiçbir şekilde izinsiz kullanılamayacağını, kullanılması halinde hukuki işlem başlatılacağını Hukuk Müşavirliği aracılığıyla duyurdu.
 
AVUKATLAR DEVREDE
 
Şimdi gelinen noktada Pardus Kullanıcıları Derneği diye bir dernek faaliyetine devam ediyor, www.pkd.org.tr adresinde bir sitesi bile var bu derneğin. Ancak Pardus sevgisi biraz pahalıya patlayacağa benziyor. Bir tarafta TÜBİTAK Hukuk Müşavirliği bir tarafta Pardus Kullanıcıları Derneği avukatları pirincin taşını ayıklamaya çalışıyor. Bize de bu durumu sadece okurlarımıza iletmek kalıyor!
January 26

TV Net'te yayınlanan TechnoLogic programının 25a bölümü

 

TV Net'te yayınlanan TechnoLogic programının 25a bölümü:

TechnoLogic 25a

   
Video: TechnoLogic 25a

Teknoloji önderi Bill Gates’ten yeni açılım: Klavye ve fare tarih olacak!
Dünya devi Yahoo gözünü cep telefonlarına dikti
Sosyalleşme internete taşındı, sosyal ağlar çığ gibi büyüyor
Google, mahremiyeti ihlal mi ediyor?
Web 2.0 ve blog nedir? Arda Kutsal’a sorduk, sizler için cevapladı!
İnternette yeni çılgınlık Twitter.com: Şimdi ne yapıyorsak onu paylaşıyoruz!
Fotoğraflarınızı internette arşivlemeye ne dersiniz?
İkinci dünya savaşını akışını değiştirmek sizin elinizde!
Verilerinizi güvenle taşıyacağınız Smart Media Player,
Anılarınızı kablosuz ağ ile renkli olarak basabileceğiniz HP 7280C PhotoSmart Yazıcı
ve anılarınızı kayda geçirmek için Canon Ixus 75 Fotoğraf makinası…
Hepsi birazdan TechnoLogic’te!

December 19

Turkcell’in düştüğü hazin durum

GSM sektöründeki hakim konumunu kaybetmemek için, numara taşınabilirliğiyle ilgili yönetmeliğin durdurulması ve iptali amacıyla Rekabet Kurumu’na başvuran ve numara taşınabilirliğinin gecikmesini sağlayan Turkcell, ardından konunun Danıştay’a kadar gitmesine neden olmuştu.

Danıştay 13. Ceza Dairesi ise, Turkcell’in Numara Taşınabilirliği Yönetmeliği’nin yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle açtığı davayı reddetmişti. Bu karar sonrasında bile Turkcell, ısrarlı tavrını sürdürmeye devam etmiş, bunu bir ara karar olduğunu, daha kesin kararın verilmediğini belirtmişti. Turkcell, daha sonra nasıl olmuşsa, numara taşınabilirliğinini engelleme çabasına son vereceğini ima eden bir açıklama yapmıştı.

Tüm bunlar olurken, numara taşınabilirliğinin uygulanabilmesi için, tüm GSM operatörlerinin abonelerine dağıttığı numaraların ortak bir veritabanında toplanması ve tüm GSM aboneleri tarafından paylaşılabilmesi ihtiyacı sonucu başlatılan ‘numara taşınabilirliği veritabanı’ sistemine ilk başta destek veren Turkcell, bu projeden de çekilerek, tavrını göstermişti. Şu an itibariyle Turkcell’in desteği olmadan Avea ve Vodafone’un 4 milyon dolarlık masrafı üstlenmesiyle, GSM abonelerine numaraları değişmeden istediği operatörden hizmet almasını sağlayacak, bir anlamda onları özgürleştirecek numara taşınabilirliği veritabanı tamamlanmaya çalışılıyor.

Ortaya çıkan tabloda Turkcell, müşterinin lehine olabilecek numara taşınabilirliği uygulamasının şiddetle karşısında duran, bu amaçla mahkeme kapılarından medet uman, bu davaya bağlantılı olarak 3G ihalesinin de iptal edilmesine neden olan, müşteri dostu olmayan bir şirket durumuna düştü. Tablo oldukça hazin!

December 08

Süreyya Ciliv, Bill Gates’in izinde

Cep telefonu abonelerinin, numaraları değişmeden istediği operatörden hizmet almasının önünü açacak olan Numara Taşınabilirliği Yönetmeliği’ni mahkeme kapılarına taşıyan ve aboneyi ‘rehin alma’ yönünde tavır gösteren Turkcell’e mahkeme nihayet ‘dur’ dedi. Danıştay 13. Dairesi, Turkcell’in Numara Taşınabilirliği Yönetmeliği’nin yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle açtığı davayı reddetti ve bu komik oyunda bir perde daha kapandı.

Türkiye’nin en büyük mobil operatörü Turkcell, liderliğine sekte vuracağına inandığı, Numara Taşınabilirliği Yönetmeliği’nin yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle Telekomünikasyon Kurumu aleyhine Danıştay 13′üncü Dairesi’nde 1 Şubat’ta dava açmış, bu dava süreci içinde yapılan Üçüncü Nesil Mobil İletişim Sistemleri (3G) ihalesine ise diğer operatörler bu davayı gerekçe göstererek katılmamıştı. Özetle Turkcell, numara taşınmadan 3G’ye geçilmesini umarak liderliğini pekiştirmeyi ummuştu!

Konuyla ilgili, 9.4.2007 tarihli Yeni Şafak’ta “Aboneyi mahkûm etmek size yakışmaz” başlıklı bir yazı kaleme almış ve Turkcell’in yanlış yolda olduğunu dile getirmiştim. Son olarak Ankara’da bir etkinlikte karşılaştığım, Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv’e ‘numara taşınabilirliği’nin akıbetinin ne olacağını sorduğumda, kaçak güreşmiş ve “Onu size sormak lazım!” gibi yersiz bir cevap vermişti. Üzülerek ifade etmeliyim ki, bu durumu ‘iyi niyetli bir tutum’ olarak algılamıyorum.

Turkcell’in tutumu hakkında fikir verecek bir bilgiyi de buraya kaydetmek gerek! Numara taşınabilirliği için tüm mobil operatörlerin abonelerine dağıttığı numaraları bulunduracak ve tüm operatörlerin paylaşımına açacak ortak bir veritabanı kurulması gerekiyor. Bu projeyi de Sun Microsystems yürütüyor. Proje için başlangıçta diğer operatörler gibi maddi destek sağlayan ve destekleyen Turkcell, sonradan yine yan çizdi ve projeye maddi destek vermekten kaçındı. Bunu da bir kenara yazmış olalım!

Şimdi ne olacak? Artık mahkeme de kararını verdiğine göre, numara taşılabilirliği -Turkcell istemese de- yürürlüğe girecek. Yönetmeliğe göre, operatörler, kurum tarafından merkezi referans veri tabanının kurulduğu tarihin işletmecilere bildirilmesinin ardından, 6 ay içerisinde mobil numara taşınabilirliğini, 12 ay içerisinde ise coğrafi numara taşınabilirliği ile coğrafi olmayan numara taşınabilirliğini uygulamaya geçirmek zorunda. Tabi bu arada Turkcell, kendisine zaman kazandıracak bir mazeret bulup, yeni bir dava açmazsa!

Microsoft Türkiye, ardından da Amerika’da Microsoft merkezinde üst düzey yöneticilik yapan Süreyya Ciliv, Turkcell Genel Müdürü olduğunda, bir basın toplantısı düzenlenmiş, ben de o toplantının davetlileri arasında yer almıştım. Hemen hemen tüm basında Süreyya Bey’in (haklı olarak) ne kadar başarılı bir yönetici olduğu yazıldı ve Turkcell’in başına ‘talih kuşu’ konduğu gibi bir hava estirildi. Ben ise o toplantıdaki izlenimlerimi “Turkcell’de agresif dönem” başlığıyla kaleme almıştım!

Genel olarak bakıldığında Turkcell, Süreyya Ciliv yönetiminde daha da büyüdü. Rakamsal olarak büyük bir ilerleme kaydedildi. Bunun büyük bir başarı olduğu yadsınamaz. Ancak Ciliv’in Microsoft’un rakiplerini bitirmeye yönelik ‘ağır’ stratejilerini Turkcell’de uyguladığı izlenimine kapılıyorum. Numara taşınabilirliği vakası buna ciddi bir örnek. Elbette ortada Netscape, ICQ, Real Player gibi lokma lokma götürülecek rakipler ve bunlara alternatif yazılımlarını entegre edeceği bir Windows yok elinde. Böyle olmasına rağmen, Turkcell, numara taşınabilirliğini mahkemeye götürebildi. Ciliv’i çok heyecanlandıran 3G yılan hikayesine döndü! Bilin bakalım, kimin sayesinde?

November 05

Levant'ten Google'a müdür geldi!

levantcb57088fcb5707d6by

Google Türkiye, bir süredir mahrum kaldığı genel müdürüne sonunda kavuştu. Şirketin Türkiye operasyonlarının başına Sun Microsystems'tan transfer edilen Bülent Hiçsönmez atandı.

Google Türkiye'den konuyla ilgili yapılan açıklamada, Hiçsönmez'in ülke müdürü olarak Google'ın Türkiye'deki reklamcılık ve online uygulamaları ile ilgili faaliyetlerinden ve şirketin bölgedeki stratejik ortaklıklarını geliştirmekten sorumlu olacağı belirtildi.
Her şey buraya kadar güzel. Ancak benim dikkatimi, Hiçsönmez'i tanıtan metinde, kendisinin son üç yıldaki görev yerinin tanımlanış biçimi çekti. Açıklamaya göre, Hiçsönmez, 'Sun'daki görevinin son üç yılında Mısır, Levant ve Kuzey Afrika (Leena) Bölgesinin Genel Müdürü' olarak görev almıştı.
Burada size de garip gelen bir şey yok mu? Mısır'ı anladık! Peki Hiçsönmez'in daha önce sorumlu olduğu Levant neresiydi?
Özgür ansiklopedi Vikipedi'den öğreniyoruz ki, Levant bölgesi, İsrail, Ürdün, Lübnan, Suriye, Filistin Kara toprağı ve Sina Yarımadası'ndan oluşuyor.
Levant, tam kesin olmayan coğrafik bir terim. Tarihsel olarak Toros Dağları'nın güneyindeki Orta Doğu'da geniş bir alana referans olarak kabul ediliyor. Levant bölgesi, batıda Akdeniz ile sınır olup, kuzeyde Arabistan Çölü ve doğuda yukarıda Mezopotamya'yı içeriyor.
Levant kelimesinin kökü, 'Levanten'den geliyor. Levant terimi ilk defa İngilizce'de 1497 yılında kullanılmış. Orijinal olarak geniş anlamda, Venedik'in Akdeniz doğu toprağı olarak kullanıldığı bilgisine ulaşıyorum. Asıl kökü ise, Fransızca Levant kelimesinden geliyor.
Kaldıraç kavramıyle ilgili olduğu; İngilizce'de 'to raise', Arapça'da Mashriq (güneşin yükseldiği toprak) olarak kullanıldığı yine bilgiler arasında. Bu sözcük 16. yüzyılda İngilizce'de geçerli hale gelmiş. İlk İngiliz tüccarların bölgede iş yapmaya cesaret etmeye başlamasıyla, İngiliz gemileri 1570 yılında Akdeniz'de görünmüş ve bir İngiliz şirketi, 1579 yılında Osmanlı Sultanı ile kapitülasyonu imzalamış.
Levantan ismi eksel olarak İtalyan insanı (özellikle Venedik ve Cenevizli) Fransız veya diğer Avrupa-Akdeniz orijinli insanlara karşılık gelir; ki bunlar Türkiye'de veya doğu Akdeniz sahilinde, Haçlı seferleri, Bizans ve Osmanlı dönemlerinden beri yaşayan insanlardır.
Onların çoğunluğunun Akdeniz Deniz Cumhuriyetleri'nden (Venedik Cumhuriyeti, Ceneviz Cumhuriyeti ve Dubrovnik Cumhuriyeti gibi) tüccarların torunları veya Haçlı seferleri devletlerinin yerleşenlerinden olduğu kayıtlarda mevcut. Özellikle Türkiye ve Lübnan'daki Fransız Levantenleri buna örnek gösteriliyor. Levantenler yaşamlarını İstanbul'da, çoğunlukla Galata, Beyoğlu ve Nişantaşı, Şişli bölgeleri ve İzmir'de çoğunlukla da Bornova, Buca'da sürdürürler.
1920 ile 1946 yılları arasında Fransız mandası altındaki Suriye ve Lübnan, Levant devletler olarak isimlendiriliyordu. Ebla, Mari ve Ugarit'te önemli pek çok kazının yapıldığı o zamanda bu terim arkeolojide genel hale geldi. Bu siteler Mezopotamya, Kuzey Afrika, Arabistan olarak sınıflandıralamadığından önce, Levantine olarak adlandırılıyordu. Bugün Levant tipik olarak arkeloglar ve tarihçiler tarafından Haçlı seferleri tartışıldığında tarih öncesi, antikçağ ve bölgenin ortaçağ tarihine referans olarak kullanılıyor. Sözcük ayrıca arasıra, modern veya çağdaş olaylara, insanlara, devletlere, aynı bölgedeki devlet kısımlarına, İsrail, Lübnan, Suriye ve Filistin Kara toprağına referans olarak kullanılır.
Google Türkiye'nin yeni genel müdürü Bülent Hiçsönmez, gelişiyle birlikte bize tarihe uzun bir yolculuk yaptırmış oldu. Levant bölgesi neresidir, öğrenmiş olduk. Ancak ben hala merak etmekteyim; Google, ülke adları, (EMEA bölgesi gibi) bölge adları dururken, neden Levant gibi terimler kullanır?
 
Photo 1 of 1
No list items have been added yet.